İçeriğe geç

Nevşehir Gezip Görülecek Yerler

İLK GÜN

Nevşehir

22 nisan akşam 11 de yola çıkıyoruz ilk hedef tuz gölü ve saat 4 civarı tuz gölünde oluyoruz.fakat gun daha aydınlanmadıgı ıcın zaten yol yogunlugumuzda var gun ışıyana kadar bi tesisin önünde uykumuzu alıyoruz ve tuz gölünün kenarında küçük bir tesis mevcut.burada tuzdan yapılmış yüzlerce obje satışı mevcut fakat biz günün ilk saatlerinde tuz golunde oldugumuz ıcın tesıs kapalı.he bide bizim şansımıza yola çıktık 1 saat sonra kar yağmaya başladı.nisan ayında yağan bu kar bizim ilk iki günümüzü buz gibi bir hava ile geçirmemize sebep oldu. Haliyle tuz gölüde buz gibi olduğu için suyun içine giremedik.ve burası asıl gün batımında ziyaret edildiğinde daha keyifli olup onlarca turist buraya fotoğraf çekmeye geliyormuş.

Suyun içi dahil her yer tuz.ilginç bir manzara gerçekten.

Fazla vakit harcamadan ıhlara vadisine doğru yol alıyoruz.zaten buraya oldukça yakın.

Hemen meydanda bulunan bir restaurant’ta ufak çaplı kahvaltımızı yapıyoruz.fiyatı 35 tl(2 kişilik)

Ihlara vadisi dediğimiz yerin ortasından melendiz çayı geçmekte ve ıhlara vadisinin toplam uzunluğu 14 km boyunda.14 km boyunca yurumek şu şartlarda bizim için mümkün olmadığı için vadinin ortasından seyehatimize başladık.tam 383 tane merdiven(görevli öyle söyledi) indikten sonra vadiye ulaştık.burada 105 adet kilise ve 10 bin civarında oyma kayalar bulunuyormuş.biz en önemlilerinde bir kaçını görmeyi seçtik.yine vadi içinde bulunan kırkdamaltı (st George) kilisesinin duvarlarına Selçuklu sultanı 2.Mesut’un tasvirinin yapılması Selçuklular buraları fethettikten sonrada buranın halkının yaşantısına dinine karışmadığından dolayı sevgi göstergesidir.(dip not:içeri girişte müze kart geçiyor.)

Biz bu vadide bulunan yılanlı kilise ve ağaçaltı kilisesi ve bir iki ufak kiliseyi de görüp vadi boyunca yürüdük.aslında burası 14 km boyunca gezilmesi gereken bi yer fakat bizim daha çoook yapacak işimiz var hemen yola koyulmalıyız he üstelik hala kar yağıyor.

.

Henüz öğlen oldu ve acıkan karnımızı doyurmak için Kapadokya bölgesine gidiyoruz.Uçhisarda …. isimli mekanda mükemmel bir pide yiyoruz.fiyatlarıda uygun ve üstelik pidesi gerçekten mükemmel….ustanın dediğine göre burada pidesini yedikten sonra müsterilerinde bazılarından    ’’ gel bizim orda ortak pideci açalım’’ gibi teklifler geliyormuş.3 pideye 30 tl verdik ve değdi.

yemeğimizi yedikten sonra dünyanın 9. Harikası olduğu söylenen Derinkuyu yer altı şehrine gidiyoruz.

Derinkuyu da Nevşehir’e bağlı bir ilçe ve bu yer altı şehri yerin altına doğru 8 kat oldugu soyleniyor.yeraltı şehrinin içinde mutfak.şarap mahzenleri,yatak ve yemek odaları,ahırlar,daha alt katlarda ise saklanma odaları,kiler,depo yerleri,mezarlar,tüneller,havalandırma bacaları mevcut.daracık merdivenler ve koridorlar mevcut.gidiş gelişler gerçekten sıkıntılı eğer yukarda birileri geliyorsa aşağıdakinin yukarı çıkması imkansız.müze kart geçiyor.rivayete göre bu yer altı şehrinde 10 bin insan yaşıyormuş.10 bin insan bu daracık merdivenlerden nasıl inip çıkıyormuş hayret.

bu kolonlarda da insanlar çivilenip zincire vuruluyormuş.bi çeşit ceza yöntemi .

Yer altı şehrini gezdikten sonra dışarıda bulunan hediyelikçilerden bi kaç parça bişeyler alıp hemen Göreme de bulunan otelimize gidiyoruz. Royal Stone Houses otel iki kişi toplam 78 tl ye göre mükemmel bir yer.açık büfe kahvaltısı dahil.oda yaklaşık 40 m2 buyuklugunde ve 1 çift kişilik yatak ikide tek kişik yatak odada mevcut.iki tv.2 klima ve jakuzili banyo her şey süper özellikle fiyat.23 nisan gecesini burada tamamlıyoruz ve 24 nisan sabahı kahvaltımızın ardından ilk olarak uçhisar kalesine çıkıyoruz.Manzara şahane ve burada dışarıda satılan benim ilk defa gördüğüm herçeşit meyvenin kurutulmuşunu satan amcalar var buradan biraz kuruyemiş alıyoruz.

Uçhisar kalesi.

Ve Paşabağları…buradaki peri bacaları yaklaşık 15 metre uzunluğunda ve insanın görüp büyülenmemesi imkansız.yaklaşık 5.yuzyılda ınsanlar buraları oyarak odalar yapmışlar kiliseler yapmışlar.bu bacaların bazılarına girmek mumkün.bu cıvadra oldukca fazla antıkacı var fıyatlar bıraz pahalı gıbı ama eşyaları görüpte almamak çok zor.veya benım gıbı antıkalardan hoslananlar ıcın oyyle dıyelım.

Bide burada deveye binmek bizim için ilginç bir deneyim oldu.sanırım iki kişi 10 tl ödedik.oldukça keyifliydi.

göreme açık hava müzesi de bu bölgenin olmazsa olmazlarında mutlaka görülmesi gerekir.hepsinin isimlerini tek tek veremeyeceğim ama burada da oldukça fazla kilise var.

Ve son ziyaret zelve Açıkhava müzesi.

Hemen testi kebabımızı yemek için avanosa geçiyoruz ve sofra restaurantı buluyoruz.mükemmel lezzet olan bu testi kebabını yedikten sonra testi yapmak için bir imalathane bulup içeri dalıyoruz ve kendi ellerimizde yarım yamalakta olsa bardak tipinde bir şey yapıyoruz.buralara gelipte bu el emeği ürünlerden almamak olmaz.ama dikkat etmek lazım fiyatlar arasında çok fark var aldığınız bir urunu yarı fıyatına başka bı satıcıda bulabılırsınız.aman dıkkat.buarada testi kebabı 2 kişilik ve yanında içecekler ve patates ile 50 tl.

Burada günü tamamladıktan sonra kayseri ilinin develi ilçesine geçiyoruz ve burda sabahlıyoruz.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir Cevap Yazın