in

Siirt-Mardin-Şanlıurfa-Bitlis Gezi Rehberi

SİİRT

Yarı uyur yarı uyanık halde kalkıyoruz ve valızleri hazırladıktan sonra Siirt yolculuğumuz başlıyor.

Siirt yolculuğumuz yaklaşık 2 saat sürüyor fakat benim şuana kadar gördüğüm en kötü yol bu yoldu.umarım burdan bir daha geçmem.tabi yolculuk esnasında yanımdaki arkadaş 5 yıldır bu bölgede görevli olduğu için nerde ne olmuş iyi bildiği için yolculuk boyunca onları anlatıyor.yok şurda şu aracı patlattılar yok şurda şu kadar kişi öldü.işte tam burda şu olay oldu falan falan…neyse biz büryan kebabı yemek için acele ettiğimiz Siirte geldik. Siirtte de üniversiteden Ali hocamızla buluştuk hep beraber hoş beş sohbetin ardından sanırım Türkiyenin en güzel lezzeti olan büryan kebabını yemeye geldiik.kebapçımız büryancı bahattin hemen çarşının göbeğinde.aman allahım ne lezzet hocamdan çekindiğim için 5 porsiyon yiyemedim.

Büryanımızın ardından çaylarımızı içerken daha önce sözleştiğimiz üzere askerlik arkadaşım ile burada buluştuk. O de burada görev yapmakta ve Siirti bize kendisi gezdirecek.

Nereye gidicez mehmet hocam? Hemen dedi Tillo’ya gidelim. orda size kalatül üstaaz var ve ışık hadisesini anlatayım.15 dakikalık yolculugun ardından Tillodayız.ilk olarak İsmail Fakirullah Hz.türbesine giriyoruz.

Kalatül üstaz hikayesini biliyoruz zaten.

  • Burada Tillo Ulu Cami
  • Yeşil Şifalı Kuyu
  • Aile Müzesi
  • Şeyh Hamza al-Kebir Türbesi

Şeyh Ibrahim el-Mücahid Türbesi

  • Sultan Memduh Türbesi
  • Zemzem-ül Hassa
  • Şeyh Nasreddin Evi

Görülcek yerler arasındadır.

Siirtten Bitlis’e  geçiyoruz geçerken yol üzerinde Veysel Karani Hazretlerinin Türbesini de ziyaret etmekten mahrum olmuyoruz.

Bitlise vardığımızda 5 minarenin 4ünü buluyoruz ama beşinciyi bulamadık.bir kaç vatandaşa sorduk onlar da bulamamışlar.

Kuzu Tandır falan yedikten sonra Nemrut krater gölüne gidiyoruz.inanılmaz güzel bir manzara

Zaten kendileri Türkiyenin en büyük ve Dünyanında ikinci büyük krater gölü olma özelliğine sahip.

Sağda Van gölü solda Nemrut Krater gölü kar manzaralı harika bir yer.

He bide burda adilcevaz cevizi var tadı da muthiş kırması da çok kolay muhakkak alın.

Şimdi sırada Mardin var ve fazla vakit harcamadan yola koyuluyoruz. Gece yarısı civarı mardine varıyoruz yol bizi bi hayli yoruyor.Mezopotamya Hotel de konaklıyoruz. Fiyatlar çok ekonomik. Sabah uyandığımızda anlıyoruz masalsı bir yerde olduğumuzu. Mezopotamya manzaralı otel terasında kahvaltımızı yaptıktan sonra geçmişini olduğu gibi muhafaza edebilen Mardinin dar sokaklarında dolaşmaya başlıyoruz.

Yapım tarihi belli olmayan ama 1190 lar olduğu tahmin edilen Ulu Cami ve Efendimizin Sakalı şerifini ziyaret ettikten sonra

Mardin Müzesini görüyoruz.Bu tip yerleri görmek bölgede yaşayan insanların kültürlerine ait oldukça faydalı bilgiler verecektir.

KASIMIYE MEDRESESİ, ZİNCİRİYE MEDRESESİ, Deyruzaferan manastırı,

Bu medreseleri manastırları vesaire gezerken hemen yanı başınızda biten küçük çocukları sakın geri çevirmeyin bi kaç kuruş verin veya vermeyin ama onların hikayelerini muhakkak dinleyin. O medreseye ait en güzel bilgileri mutlaka o çocuklardan alabilirsiniz.o kadar akıcı ve tatlı bir anlatımları varki defalarca dinlemeye değer.

Medreselerin avlusundaki havuzda akan su tasavvufi bir betimlemeyi saklıyor. Suyun akışı ile doğumdan ölüme kadar insan hayatı ve sonrası simgelenmiştir. Çeşmeden çıkan su doğumu, döküldüğü yer gençliği, ince uzun oluk olgunluğu ve suların bir havuzda toplanması ölümü temsil ettiği belirtiliyor. Daha sonra bu su kanallarla toprağa aktarılır ve buda topraktan tekrar can buluyormuş.

Ne yemeli derseniz eğer bu bölgeler de et çok lezzetli her gördüğünüz yerde yiyebilirsiniz:

Mardinden Şanlıurfa istikametine giderken Eyüp aleyhisselam ve Elyase aleyhisselam türbelerini ziyaret ediyoruz.ve orda görevliden ilginç hikayeler dinliyoruz.bunların hepsini yazsam sayfalarca sürer.

Eyüp aleyhisselamın sabır taşını görüyoruz.

Elyase Peygamberin asasını göüyoruz.

Eyüp aleyhisselam türbesini içini koklamamızı istiyor o görevli amca ve kimse yokken türbeyi açıyo ve kokluyoruz.

Şanlıurfaya Yolculuk

Göbeklitepeyi muhakkak herkes görmeli.

Yaklaşık yarım saatlık daha bi yol gidiyoruz ve Harrana Ulaşıyoruz.

Kubbeli evler.

Dünyanın ilk Üniversitesi ve rasathanesi.

Harran ulu Camii

.

Anı:

Arkadaşlar kubbeli evlerde oturmuş çaylarını, mırra kahvelerini içerken ben sokaklarda gezineyim dedim.güneş batmaya yakındı. Ve etrafıma 5-9 yaş aralığında 10 tane civarı çocuk toplandı ve sohbet etmeye başladı. Bazılarının üzerinde galatasaray beşiktaş forması var.sen beşiktaşlımısın galatasaraylımısın derken bunlar bütün futbolcuları sayma başladılar.

Yok biz sizi yendik yok bizim takım daha iyi falan derken merak ettim bu çocuklar maçları nerde izliyor.

-dijitürktemi izliyosunuz maçları

-anlamadık abi

-dijitürktemi …

-Abi o ne

– Şey pardon siz maçları nerde izliyonuz

-Televizyonda abi.

-Hangi kanalda

-Abi şurda bi kahve var orda toplanıp ta izliyoruz.

-trt1 mi

-evet abi

Benim kafa sonradan anladıki bunlar maçlardan bir gün sonra veya bi kaç saat sonra maç özetlerini izliyolarmış.

Sonra içlerinde biri diğerine diyorki

-ben söyleyemem sen söyle

-hayır ben söyleyemem söyle

-yok ya ben utanıyorum

-ya ben de utanıyorum

Diye konuşurlarken ne söyliceksin söyle çekinme

Ya abi bi şey isticektim

-söyle utanmana gerek yok

-şey abi bizde para yok da…

-hmmmm tmm bende var biraz. Hepsine bozuk paralardan birer ikişer tane veriyorum.tabi bu arada cebimdeki son parayı vermiş oluyorum.buralarda öyle bankamatik falan bulmak da kolay değil.ama nasıl olsa şehir merkezine gidicez diye bütün para mı veriyorum

-Ben aslında size kitap ve kalem vermek isterdim ama siz bu paralarla kitap ve kalem olırsınız olur mu

-tamam abi deyip koşa koşa sevinçle uzaklaşıyorlar.

Sonra biz arabaya biniyoruz arkadaşlarlar yavaş yavaş ilerlerken aynadan bakıyorum ki arkadan bir çocuk koşa koşa geliyor .

Arabaya doğru hızla koşuyor.ben de durmuyorum önce yavaşça gidiyorum cam da açık.sonra yetişiyor arabaya

-abi sen arkadaşlara para dağıtmışsın ben yoktum bana da verirmisin.

Cebimde arabada 1 kuruş bile yok. Şanssızlıkki arkadaşlar da da yok.

-Ama hiç paramız kalmadı ki

-Abi nolur banada ver

-ya vercem de yokki

-abi nooolur

-ya bak hiç param yok ama birazcık şeker var onu versem olur mu

-olur abi olur

Küçük bi poşette 4-5 tane şeker vardı onu uzattım okadar sevinçle uzaklaştıki inanılmaz bi sahneydi.

Neyse fazla vakit harcamadan Urfa merkeze gidiyoruz ve akşam yemeği için herhangi bir kebapçıya uğruyoruz sevgi ciğer di galiba.geç saaatlerde olduğu için lokanta arama gibi bi lüksümüz olmadı.pek randuman alamadık ama yine de karnımız doydu.ben çok beğendim de arkadaşlar benimle aynı görüşte değil.

Urfa deyince balıklı göl tabiki.

Daha önce burayı ziyaret ettiğimiz için bu sefer fazla oyalanmadık.

Balıklı göl ve İbrahim aleyhisselamı anıp hikayelerini tekrar ettikten sonra Gaziantepe Yolculuğumuz devam ediyor.Burada başka bir arkadaşta iki gece konaklamayı planlıyoruz.

What do you think?

0 points
Upvote Downvote

Comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

0

Comments

0 comments

Batman-Şırnak Cizre Gezi Rehberi

Güneydoğu Anadolu’ya Gezi Rotası-Nevşehir-Kapadokya Gezi Rehberi