in

Sri Lanka’da Yaşam ve Gezi Rehberi

MUTLU İNSANLAR ÜLKESİ SERENDİP ADASI SRİ LANKA

Neden mi Sri Lanka

Aslında Kırgızistan’a biletler alınır bir iki ay önceden.

Son gün arkadaş telefon eder ‘ya benim doktora jürisi gibi bi şey var gelemiyorum’

Kafadan aşağı soğuk sular dökülür çünkü her şey hazır sadece yolculuk bekleniyordu.

Tabi o an kafa nasıl çalıştıysa Kırgızistan biletleri iptal edilir. ( 100 tl iade ettiler)

Zaten uzuuun zamandır aklımda olan ülke Sri Lanka sinyalleri yanmaya başlar.

Çünkü rivayete göre Adem Aleyhisselam dünyaya indirildiğinde serendip anasına yani Sri Lankaya indirilir. Aslının olup olmadığını ispatlayamıyoruz belki ama böyle bir ihtimalin olması bile gitmeye değer değilmi?

Hemen iki gün sonrasına Sri Lanka biletleri alınır.

Hesaplara göre program bu şekilde olacak tabi ama ikinci gün bir çok yer değişiklikleri oldu.

Yine ufak bir sırt çantası ve yolculuk başlar.gece 04 sularında Negombo vilayetindeki havaalana geldik.

Program aslında süper.alıp uygulayabilirsiniz.Saatlere falan çok takılmayın.

Son gün yaptığım programa göre ilk durak Pinnevala elephant orphange yani bir fil yetimhanesi.belkide dünyada bir benzeri yoktur.

Gece gece ilk iş bir klasik olan taksi pazalığı ve adamın dediği fiyatın yarısına anlaşılır ve ilerleyen günlerde de anladığım kadarıyla anlaştığımız fiyatın da yarısıymış meğer normal ücret. Neyse yine bir tecrübe edinmiş olduk. Burada her şey o kadar ucuz ki kendini çok zengin hissediyor insan.

Fillerin olduğu bahçeye henüz giremiyoruz çünkü daha açılmadı yaklaşık bir buçuk saat beklememiz gerekiyor. zaten yol yorgunuyuz bakımhanenin karşısında bir merdivende öylece oturuyoruz. Hemen yanı başımıza bir tuktuk sürücüsü geldi.

İşte Tuktuk böyle göründüğüne bakma bu ülkede yaşasan seninde ilk tercihin bu olur.

İnsan yanına doğru yaklaşan bir yabancıyı görünce bira olsun ürküyo.neyse adama karşı yorgun görünmemeye çalışıyorum.ve muhabbet başlıyo neren geldin nereye gidiyosun nereyi gezicen falan filan derken adam sadete geliyor ‘’ filleri gördükten sonra gideceğin yere ben götüreyim’’ diyor.

-Tamam süper ama bir baya oyalanırız burada’’

-Olsun beklerim

-ama en az 2-3 saat sürer

-tamam tamam yeterki ben götüreyim sorun değil.

-tamam o zaman buradan çıkınca spice garden a gidicez.Biliyormusun nerede olduğunu.

-Evet biliyorum.

-kaça götürürsün

-15 rupi

-15 çok 5 olsun

-tamam 5 rupi.

Neyse bu sefer kolay anlaştık. 5 rupi de 1-2 tl olması lazım çok da mühim değil ama asıl hikaye birazdan.

-baharat bahçesini gezdikten sonra da çarşıya gidicez.

-Tamam oraya da götürürüm.

Neyse fil bakımevi açıldı.

Her an devrilebilir.Bazılarında taksimetre bile var.

İçeride tonlarca ağirliğinda filler var ve bu filleri ellerinde zırh olan bakıcılar terbiye ediyor.tahminime göre çok vahşice bir terbiye yöntemleri var.bu uçları sivri zırhlar filler bir hata yaptığında derisine batırılıyor diye düşünüyorum.çünkü fillerin derisinde tahriş olmuş yerler gördüm.

Ziyaretçiler fillerin sırtında gezebiliyor ve fillerle beraber duş alabiliyor.

İsteğe bağlı olarak saç da yalayabiliyorlar.

Çok sert bir derisi var.Buradan bakınca sevimli görünüyor.altında kalmak istemezsin.

Sıkıysa doğada bu kadar yaklaş…

Bunu sanki daha önce de gördüm ama bi çizgi filmdeydi sanırım.

Bakıcının bir işaretiyle fil hortumunda biriktirdiği suyu ziyaretçinin başından aşağı döküyor falan baya bildiğin eğitilmiş filler.

Ülkenin çoğunluğu Budist , sonra Hindular var ve eser miktarda da müslümanlarlar var.başkent colomboda çoğunlukta Müslümanlar ama başkent harici yerler Budist kaynıyor.

Buda ailesinden en yaygın olan Buda Efendi.

Hindular bu bakımevlerine karşılar çünkü burada fillere eziyet ediliyor ve filler de Hindular için çok mübarek tapıyorlar falan.

Neyse fillerle hoş beş ettikten sonra 3 saate yakın zaman geçiyor çıkışta bakıyorumki tuktuk sürücüsü bizi bekliyor hala süper.

Adamcağıza üzülüyorum 5 rupi kazanmak için 3 saat bizi bekledi neyse biniyoruz.hadi baharat bahçesine gidelim.

Tuktuka biniyoruz ve sadece 30 saniye sonra yani hemen bitişikteki mekan baharat bahçesiymiş

Sürücü diyor ki ”geldik”.

-Şaka mı yapıyorsun

-Yoooo şaka değil bak spice garden burası

Tabi Murat böyle bir durumda mülayim olurmu? olmaaaz.

-Sen dalga mı geçiyorsun adam.Biz Türküz Türk. Bak bakalım bu alnımda keriz mi yazıyor.buraya yürüyerek de gelirdim ben 50 metre yer için sana 5 kuruş vermem kusura bakma.

-Ama burası.

-Ya tamam burası da deseydin binmezdik arkadaş.

-Tamam abi kusura bakma buradan sonra çarşıya gidecektin ya oraya da götürürüm.

-Çarşı da mı 50 metre uzakta?

-Yok yok çarşı uzakta 15 kilometre civarında yarım saate yakın sürer

-Tamam o zaman ama 5 rupiden fazla vermem

-Tamam anlaştık.

-Ama bu baharat bahçesinde de en az 2 saat gezeriz bekleyecekmisin yine.

-Tamam tamam beklerim hatta çantanızı da taşımayın tuktuk ta dursun.

Ya şimdi bu adama kızar mısın sever misin. içim acıyor 3 kuruş için neredeyse bütün gününü bize veriyor. nedense adama da güvendim verdik çantaları girdik baharat bahçesine.

Bunların hepsi gerçek.

Burası o kadar mükemmel bir yer ki devasa büyüklükte ve sayısızca dev boyutlarda ağaçlar var.zaten Sri Lankada normal boyutlarda hiçbir şey görmedim.ot bile neredeyse adam boyunda.

Bahçe görevlisi yanımıza gelir kendisi doktormuş.yani öyle diyo hiç benzemiyordu ama neyse.

Ve tek tek bütün ağaçları gösteriyor

-Bu şu ağacı, bu da bu ağacın yağı miğrene birebir.

-hadi ya nasıl kullanlıyor.

-şöyle yapıyosun böyle sürüyosun falan.bak bu ağaçta şu.bunun yağı da bel fıtına iyi geliyor.şöyle sürüyosun falan.bu ağaçta şu bu da uykusuzluğa iyi geliyor.

Bu adamın her söylediğini hayretle dinliyorum ilk başlarda çok inandırıcıydı ama neredeyse 100 tane hastalığa çare olacak şeyler söyleyince inandırıcılığını kaybetti.

Mesela diyoki bu ağaç şeker hastaları için.bütün israile biz veriyoruz onlarda kimyasıyla oynayıp insülün yapıp size satıyorlar.bizim bu ülkede kimse insülün kullanmaz herkes bunu kullanır diyo.

(iki gün sonra bu baharet bakçesinden 400 kilometre uzaklıkta bir sri Lankalının evinde kaldığımızda ev sahibine sordum burda şeker hastalığı varmı diye.evet var dedi benim eşim de şeker hastası dedi.nasıl kontrol ediyosun dedim insulun mü kullanıyor dedim.yok dedi burada insülün kullanılmaz şu bitkini yağını kullanıyoruz dedi ve o adamın gösterdiği yağı gösterdi.ben şok.)

Şu bitki yağı şaşılığa,bu sinizüte, bu kırık çıkığa, bu tüy dökümüne bunu 5 kere üst üste kullan 2 sene hiç kıl çıkmaz diyo. Bu saç dökümüne.

Bu saç çıkmasına, bu …. Ya , bu kabızlık, bu isal, falan falan aklınıza hangi hastalık geliyorsa.

Bu kadar çok şey sayınca tabi i,nandırıcılığı gidiyor ama hala aklımda kocaman bir ‘’acaba’’ var.

Neyse rüya gibi bir bahçeden 2 -3 saat sonra çıkıyoruz ve tuktukçu yine kapına bizi bekliyor.

Drink Coconat.Bizdeki Hindistan cevizinin suyu içilmiyor arkadaşlar boşuna uğraşmayın.

Çarşıya kadar götürdü yarım saate yakın sürdü.sonra dedimki beni alışveriş yaptığın bir manava götür.orada onlarca çeşit ilginç meyvelerin tadına falan baktık.derken adama 5 rupi verdim.baktım gidiyo çok üzüldüm 10 rupi de bahşiş verdim. Umarım bir hayır işinde kullanır.

Burası da bir marketten.

Gelelim yemek meselesine evet biz bu ülkede ilk gün hariç aç kaldık desem yeridir.çünkü düzgün bir yemek yok arkadaş o bizim baharat yığını sulu birkaç karışım bi şeyler.ilk gün çok da etkilenmeden yedik ama diğer günler gına geldi.

He bu arada baharat bahçesinde adam bir masaj yaptı sırtıma inanılmaz mükemmeldi. bu arada masaj beleş.bahşiş verirsen yeter.

Bazıları bayılıyor ama ben çok da şey olmadım.

Çarşı dan Kandy otobüslerinin binip gidicez yaklaşık 2 bucuk saat yol sürecek.Knady dediğimiz yer eskiden başkentmiş.o yolculukta ne kadar hint müziği varsa son ses tıklık tıklım bir otobüste dinledim.berbat bi şey umarım bir daha başıma gelmez.

Kandy de booking’den ayarladığımız bir home stay de kalıyoruz ve ev sahibiyle hoş beş ettikten sonra Kandy’yi tepeden görebileceğimiz bir yere gidip şehri özetledik.

Sol üstteki kocaman buda ya bakarmısın.Bu şehir benim diyor.

Şehrin ortasında mahaveli nehri var karşı dağın tepesinde devasa boyutlarda buda heykeli ve şehir içinde sayısız tapınaklar.kısaca kandy bu.şehirdeki mahaveli nehri ise adam’s peak dedikleri adem tepesinden geliyormuş.işte burası adem tepesi dediğimiz yer her dinde kutsal sayılan bir yer.müslümanlara göre adem peygamberin ilk indirildiği nokta Budistlere göre budanın ayak izinin olduğu yer.hristiyana göre bilmem ne falan. Ve bu nehir yine bir rivayete göre adem aleyhisselam cennetten gönderilmesine üzüldüğü için gözyaşlarıyla oluşmuş bir nehirmiş.Sri Lnkanın en uzun nehri.

He bide bu vilayete gelen turistler için yerel dansların yapıldığı bir gösteri salonu var mutlaka bulup izlemek gerekiyor ben daha ilginç bir gösteri hayatımda hiç görmedim.

Ağıza ateş sokmalar çiviye basmalar ateşe yatmalar şiş sokmalar ve normal bildiğimiz birkaç halk gösterisi ama korkunç korkunç kostümler falan.

ben ateşin ısısından yerimi değiştirirken adamlar ateşleri yakıp yakıp üstlerine sürdüler.üflediler bastılar.

Yine bu ülkede de pirinç oldukça fazla tüketiliyor.ve yine kaşık kullanılmıyor ellerler devam.

Şekil şöyle ; tabakta pilav bol baharatlı ve pilavın ortası el yardımıyla çukur açılıyor ve o çukura yardımcı yemek yani sulu değişik karışım konuluyor ve sonra çukurun üstü pilavla kapatılıyor ve lapa haline getirtilip löööp löööp yeniliyor. Birkaç kere yedim ama daha fazlasına ben bile dayanamadım.

Ülkede çok fazla sivrisinek var ama mühim değil alışıyoruz yavaş yavaş.

Ertesi gün dambullaya yolculuk lions rocka tırmanıcaz.

Yolda giderken birkaç hindu tapınağında duruyoruz.isimlerini unuttum ama ülkenin en büyük hindu tapınağıydı bir tanesi.

Bu Hindular çok renkli insanlar.Şu yapıdaki renklere bakarmısın.

Tapınağn dış cephesi lunapark gibi rengarenk.ve hep çocuk figürleri ile dolu komple inanılmaz güzel bir görüntü.içeri gireren ayakkabılar çıkartılı şapka varsa çıkartılır çıplak ayaklar çar çamur içinde tapınağa girilir.buarada ülkede değişik bir iklim var bir bakıyorsun hava süper sonra bir bakmışsın muson yağmurları başlamış ama göz görü görmeyecek şekilde yarım saata sonra tekrar süper.

Neyse tapınakta bir görevlinin yanına yaklaşıyorum.

-ben turistim bana bunları anlatırmısın bir sürü tapınılacak şey var nedir bunlar.

-bağış yaparsam anlatırım.

-tamam sorun değil

Neyse anlaştık bi şekilde.

Ve bu Hindular her bir istekleri için bir puta gidiyolar para isteyen para tanrısına bereket isteyen bereket tanrısına .ne biliyim sallıyorum işte isteklere göre tanrılar var.bunların bazıları fil.

Bazıları insanla hayvan arası bi şey

Bazılarıda ne olduğu hiç belirsiz korkunç şeyler.çok garip.adam anlattı ama ben hiç bi şey anlamadım.ama tapınağin içinde çok el emeği var güzel eserler var.

Her bir tanrının önünde dua eden Hindular ellerinde meyvelerle geliyorlar putun önüne bırakıp gidiyorlar sonra görevli geliyor topluyor onları ve çöpe atıyor amaç ne anlamadım.

Hindu tapınaklarında sonra lions rocka devam.arabanın maksimum hızı 50 km7 saat.ülkede hiç kimse 50 yi geçmiyor şaka gibi.zaten tek şeritli yolllar. gidiş ve geliş aynı yok. İstense 120 de yapılır bu yolda ama kimse 50 yi geçmiyor.ama itirazımız yok çünkü o kadar mükemmel bir manzara var ki zaten bu yollar hiç bitmesin.

He bide yol kenarında bazen araba çarpması sonucu ölmüş birkaç maymun da gördük.tıpkı Türkiye’deki kedi köpek gibi.

Bu ülkede müzeler inanilmaz pahalı en ucuz girdiğimiz müze 35 dolardı.ama bu en ucuzu 70 dolar olanda vardı.

Lions rock da 35 dolar dı ve burası unesco dünya mirası listesinde bir antik krallık kalıntıları milattan önce 500ler.aynı zamanda tarihteki en önemli Budizm merkezlerinden biri.kral kasyapa tarafından yapılmış ve kardeşlerinden korktuğu için onlardan korunmak için bu allahın dağına bu kenti yapmış.kral burada 500 cariyeyle yaşıyor.şehir harika.saatlerce dağa tırmanıyorsun ve te o tarıhte yapılmış aynalı bir duvar var işte kralın yolu.aslan heykelleri dev boyutlarda.belkide ülkenin en yüksek noktasındayız ve seyir ederken dev boyutlarda kilometrelerce uzaktan görünen buda heykelleri.he bu buda heykelleri de her birinin şekli şemali farklı .el işaretleri falan yapıyorlar.bunların her birinni bir anlamı var.bazıları çalışın diyor.bazıları iyi insan olun barış içinde yaşayın.

Bazılar yardım edin hayır yapın falan diyor.

Bu arada ülkede çok sayıda maymun var elinizde yiyecek bir şeyler varsa kesin gelip söküp alıyorlar.adama resmen musallat oluyorlar.anahtar çanta vb şeylere dikkat etmekte fayda var.

Yine bir Unesco Dünya Mirası listesinde yer alan antik kente doğru gidiyoruz.

Polonnaura Budizm için çok önemli bir antik şehir ve burada dünyanın en büyük yatan buda heykeli var.Budist tapınaklarına da yine Hindu tapınaklarında olduğu gibi ayakkabıyla şapkayla vb girilmiyor.çıplak ayaklarla halı falan da yok bildiğimiz sokak gibi içerisi.

Bu teyzeler bizimle fotoğraf çektirmek için can atıyorlar.yolda giderken birbirleri ”bak bak beyaz insan” diyolar.benim için bile.

Bu insanlar dinlerine o kadar çok bağlı ki diyelimki toplu taşıma da seyahat ederken bir tapınağın yanından geçiyorsa otobüs, kesinlikle bütün yolcular saygılan ayağa kalkıp tekrar oturuyor.otobüslerde en öndeki koltuklar o turuncu kıyafet giyen Budizmdeki din adamları yani imamlar için veya imam hatip öğrencileri için boş bırakılıyor.diyelimki o koltukta hamile biri var veya yaşlı biri o turuncu kıyafeti görür görmez hemen koltuğu boşaltıyor.

Turunculu bir İmam Hatip Öğrencisi

Hatta bi keresinde şok oldum yaklaşık 8-9 yaşlarında bir imam hatip öğrencisini sokakta gören 65 yaşlarında bir amca hemen elinden öpüyor ve ayaklarına kapanıyor.çocukta sanırım onun için dua ediyor.biraz garip.

He bide budalarla fotoğraf çekilmek yasak. selfi çekerken bir keresinde fırça yedim.sonra yanıma geldi adam göster fotoğrafı dedi.gösterdim şimdi de sil görücem dedi.sildim.ve geri gitti. Ben de silinenlerden geri yükledim.

Bu ülkede en sevdiğim şeylerden biri de tropikal meyvelerdi.hepsini tek tek defalarca yedim.süper.kırmızı muz bile yedim.ülkede 14 çeşit muz var buarada.

Yine Kandy de Unesco Dünya Mirası listesinde olan Tooth temple var.budanın dişi var içeride.bağış yapmadan içeri girmek yasak.içeride izdiham var.çiçeği kapan budanın yanına koşuyo.yığınlarca çiçek ver ve görevliler sürekli toplayıp çöpe atıyor.

Bunlardan her yerde var.Bunun işareti heralde kavga etmeyin falan diyor.

Farklı renkleri de mevcut.

Bu da Golden Temple.Ülkenin en meşhurlarından.

Kraliyet botanik bahçesi diye bir yer daha var yine harika yine mükemmel bir yer bu ülke gerçekten bir cennet parçası gibi. Burada birkaç Türk’e de rast geldik.galiba dünyanın neresine gidersek gidelim bir Türk’e rastlayacağız süper.

Sri Lanka deyince akla gelen en önemli şeylerden biri de çay. Bu ülkede çay dünya çapında meşhur.seylan çayı diye de biliniyor.biz de bu dünyanın en güzel çayı için Nuwara eliya bölgesine mackwood çay fabrikasına gidiyoruz yine halk otobüsüyle ve yine o hint müzikleriyle.

Burada mükemmel çay bahçelerini geziyorsunuz.çay fabrikasını çayın nasıl yapıldığını falan işte .sonra da porselen demliklerle hazırlanan Sri Lanka çayını yudumluyorsunuz.ve gerçekten bambaşka bir tadı var.öyle çaykolik birisi değilim daha çok kahveyi severim ama bu çaya sürekli ulaşabileceğimi bilsem tiryakisi olurdum.Türkiyede satılan seylan çayları buna benzemiyor belirteyim. Bir çok ülkenin bayrağını asmışlar buraya ama bizimkini unutmuşlar o da benden olsun.

Benzer bir manzara bizim Rize de de var ya.

Bu hangi hayvan bilmiyorum ara ara böyle şeylerle karşılaştık.Sordum adını ama unuttum.

Ve yine bir sri Lankalının evinde sabahlıyoruz.he nasıl mı mesela bir defasında bir kapıyı çaldık ve bize kalacak yer lazım dedik orada kaldık.bu kadar basit çünkü bu insanlar o kadar anlayışlı o kadar güler yüzlü ki boşuna denmiyor mutlu insanlar ülkesi diye.

Bu da trafik polisi gibi yolda duruyo.Trafik kurallarına uyalım uymayanları uyaralım işareti olabilir.

Sri lankanın en önemli gezilecek yerlerinden biri olan Horton Place yaklaşık 25 kilometrelik bir parkur.ve bu parkurun bir noktasında end of the World tepesi.bir ucunda bakers fall

Bir ucunda bilmem ne tepesi isimleri unuttum ama mükemmel bir alan.dünyanın sonuna gitmek orada fotoğraf çektirmek harika.buarada bu alana girmek için gün doğmadan orada olmanız gerekiyor ve jeep şirketleriyle girmek zorundasınız.arazide gezerken her an karşınıza aslan kaplan zürafa fil vb vahşi doğanın canlıları çıkabilir.dikkatli olmalısınız.

Tabi yağmurluk mutlaka almalısınız yanınıza zira benim gibi her yeriniz sırılsıklam ıslanmanız an meselesi çünkü her an muson yağmurları bastırabilir.ve o doğada sığınacak hiçbir şey yok asla yok.kaçsanız kaçamıyorsunuz ve 25 kilometrelik parkur bitmek de bilmiyor artık hava yağıyor ve siz ıslanıyorsunuz panik yapmadan.bu bile güzel geldi.

Yani hayatımda toplasan bu kadar ıslanmadığım kesin. Bi şekilde horton place geziyoruz ve aksam oluyor.bütün bir gün burada bitiyor değermi değer.üstelik giriş o kadar pahalı ki hatırlamıyorum ama korkunç bir fiyat diye aklımda kalmış.

Bir Budist mezarlığı.

Sırada Ella vilayeti var ve buraya gitmek için uzun bir tren yolculuğu gerekiyor.ikinci sınıf bir tren bileti alıyoruz ama trende yer olmadığı için üçüncü sınıf vagona biniyoruz.internetteki yorumlara göre asla üçüncü sınıf almayın diyorlardı yerel halkla iç içe gidiyorsun tehlikeli falan diyorlardı ama asla ve asla katılmıyorum.o yerel halkla yaılan o tren yolculuğu asla unutulmazdı.tünellerden geçerken çocukların çığlıklar atması ve yetişkinlerin tren kapısından dışarıyı sarkarak izlemeleri ve o doğa harikası resmen cennet diyebileceğiniz güzellikler.dünyanın en güzel yolculuğu bu olsa gerek.

Sri lanka yı neredeyse karış karış gezdim ve sigara içen insan sayısı hiç yok denecek kadar azdı.burada insanlar yeşil bir yaprağa bir şey sürüp ısıra ısıra çiğniyolar uzun bir süre çiğniyolar ve sonra yere tükürüp tekrar ısırıyorlar ve yere tükürdüklerinde kıpkırmızı bir sıvı çıkıyo yolla hep kırmızı herkes tükürmüş. Ve bu insanların dukdakları dişleri de sürekli kırmızı.Müslüman birne sordum b çiğnedikleri şey ne diye.kafa yapıyormu diye. Dediki onu Budistler çiğniyor bizde adet değil bak dişlerimiz bembeyaz dedi.

Çiğnedikleri şey ve satıcısı.

Trende birini gördüm sigara içiyordu yanına gitmek istedim ama mükemmel tren manzarını bırakmak istemiyordum derken 1-2 dakika sonra adam yanıma geldi.meraba falan biraz muhabbet ettik.

Dedimki –sigara içiyorsun.çok fazla insan görmedim sigara içen.ne marka içiyorsun

-Camel dedi ve gösterdi istermisin?

-Yok teşekkür ederim kullanmıyorum.sen o şeyden çiğnemiyormusun.

-Sigarayı daha çok seviyorum.

-Nasıl alıştın sigaraya

-Libyaya çalışmaya gitmiştim orada gördüm sigarayı sonra da bırakamadım.

-Kaç paraya alıyorsun

-1 tl

-1 tanesi mi 1 paketi mi

-1 paketi 1 tl.

Bedava neredeyse.sigara daha burada yaygınlaşmamış ama yakında yayılır diye düşünüyorum.

Ellaya geldik ve yine bir home stay de sıkı pazarlıkla bir gece konaklamayı hak ettik.

Burada little adams peak var.bir kaç enfes şelale var ve mükemmel bir doğa var.mutlaka gelinmesi gereken bir yer.hiç bir şey olmasa bile sırf bu tren yolculuğu için bile gelinmeli diye düşünüyorum.

He bide bu bölgede atv safarı yapabiliyoruz.Yala national Park bölgesinde sıkı pazarlıklarla jeeplere binip vahşi doğa hayvanları görmek için safariye çıkıyoruz yaklaşık 5 saat sürüyor.sayısızca fil görüyoruz dokunma mesafesinde neredeyse.zebralar.su aygırları.ilginç ilginç kuşlar.kaplan aslan da varmış ama ben görmedim.bu da harika bir deneyimdi.

Safari bölgesine giriş.

Safariden bir kaç kesit

Ve yine otobüs yolculuğu ile Hint okyanusu kıyılarına mirirssa sahillerine gidiyoruz.

Harika bir kumsal.kumsaldan okyanusa uzanan palmiyeler ve mükemmel bir deniz.işte rüya mı gerçek mi dediğimiz anlardan biri daha.bu ülkeye elli kere de olsa gidilir.

Galle  diye bir yere ilerliyoruz bu bölgeler turistin olmadığı yerel halkın yaşadığı yerler buraları da gezintiledikten sonra başkent Colombaya devam ediyorum.kalacak yerimiz yine belli değil ve gecenin bir yarısı olmuş.bookingten bir home say kestiriyoruz gözümüze ve adresi aldıktan sonra rastgele ilerliyoruz.kapıyı çalıyoruz.adam açıyor kapıyı.bu evde kalmak istiyoruz diyoruz.tamam olur diyor.fiyat şu kadar diyor.tabi o kadar yüksek bir fiyat söylüyorki.ben yine köpürüyorum sen nasıl bir insansın gece geldik diye hemen yüksek fiyat veriyorsun yazık sana falan.al evini başına çal diyip başka eve gitmek için ilerlerken adam dur bi dakika diyor.

-Müslümanmısın.

-Evet Elhamdülilllah

-Ben de Müslümanım. Bi yere gitmiyorsun

-Yok gidicem ya sen yanlış yaptın

-Yok arkadaş gel içeri konuşalım özür dilerim.

-İyi tamam tUktUkçu abi sen gitme nolur nolmaz bi sorun çıkarsa başka yere gidicez az beklermisin.

-tamam abi bekliyorum

-Bak ben de Müslümanım sende. Müslüman benim kardeşimdir.bu gece değil kaç gece kalacaksan konaklaman bedava.hatta şehir merkezine ulaşımın taksi paran yeme içmen her şey benden.misafirimsin.

-Nasıl olur az önce şu kadar diyordun?

Meğer adam benim sürekli boynumda taşıdığım Türkiye atkısını sonradan farketmiş.

-Atkını ördüm Türkiye yazıyordu. Ben bir gün Türkiyeye gittim istanbulda bir kebapçıda yemek yedim ve hiç beni tanımayan arka masadan biri hiç bana sormadan hesabı ödemiş.ben o zaman çok mutlu olmuştum.şimdi nerede türk görsem yardım etmek isterim.

Velhasıl bu adamla tanıştık.(Bu arada atkı da bedavaya gelmiş oldu.yanı kendini amorti etti) telefon numaralarımızı falan aldık adam tekrar Türkiyeye geldiğinde mutlaka arayacam falan dedi ama daha ses yok.adamın mesleği city manager miş.ne demek bilmiyorum ama forslu birine benziyordu.

Ella Tren İstasyonu

He bide yukarıda yazmayı unuttum golden temple diye bir yer daha var sigiriya daydı galiba dev boyutlarda altın bir buda var.ya gezdiğimiz temple sayısı o kadar fazlaydıkı ben bir kaçını buraya yazdım.

Putun yanında dua etmeden önce küçük bir kasede tütsü yakıyorlar mum falan bir tapınaktan bu kaselerden bir tanesini hatıra olarak aldım umarım eve uğursuzluk getirmez.

Buda ağacı diye bir ağaç varmış ve bu adam bu ağaca sırtını dayayıp insanlara sohbet edip güzel bir şeylerden bahsediyormuş.Buda adı buradan geliyormuş.Bu grafikte de bu anlatılıyor.Budizm hakkında detaylı bilgi için karşılıklı sohbet edebiliriz.

Başkent Colombo bizim gezdiğimiz sri lanka dan pek alakasız bir yeri.dev dev binalar avmler geniş geniş yollar falan.lüks bir yaşam var biraz da pahalı.

Bu arada ülkede başkent harici hastane görmedik.bir keresinde bisiklet tamircisi gibi bir yer vardı önünde 10 kişilik falan bi kuyruk vardı.ne bu dediğimizde doktor demişlerdi.muhtemelen o bilkisel doktorlardan biriydi.

Başkentte Red Mosque ismini verdikleri muhteşem süslemeli büyük bir cami var adeta başkente simge olmuş bir cami burada çok fazla Müslüman var.Cuma saati yakınlarıydı.ben caminin tersi istikamete doğru giderken insanlardan bir kaçı beni dürtüm

‘’yanlış tarafa gidiyorsun cami burada hadi Cuma namazına’’ falan diyolardı.

Cumaya gittim ve içerisi tıklım tıklım buradaki camiler gibi dışarıya halılar falan seriliyor ve imam selam verir vermez izdiham denecek seviyede Türkiyede olduğu gibi cemaat dışarı fırlıyor.

Bunların hepsini videoya çektim ama youtuba yükleyecek fırsat bulamıyorum bi ara halledip link yazıcam. Red Mosque.Başkentin en önemli yapısı.Bu da rengarenk.

Şehirde dolaşan zabıta gibi bi şey (At üstündeki)

Dönüşümüz efsane oldu Sri Lankalı polisler tarafından neredeyse tutuklanıyordum bunu burada yazmayacağım ama isteyene karşılıklı olarak anlatıcam. Zaten buraya her şeyi yazamıyorum bazı özel anılarım hala benimle.

Bu arada dönüş uçağımız abu dabi aktarmalıydı.ve biz aktarma uçağını beklerken Türkiyede darbe girişimi olmuş ve bu sebeple uçağımız 2 güne yakın rötar yapmıştı.bu rötardan sebep çantamda getirdiğim bütüüün tropikal meyvelerin hepsi çürümüştü.sırf onlar için özel kocaman bir sırt çantası almıştım.sırf arkadaşlarıma dağıtayım diye ama olmadı napalım.

Ama o darbe esnasında havalanındaki bütün televizyonların İngilizce yayın yaparak Türkiyeyi göstermeleri ve darbe başlığı altında haber yapmaları ve ben Türkiye atkısı ile havaalanında bir oraya bir buraya gezinirken insanların bir bana birde tvdeki Türkiyede darbe başlığına bakıp konuşmaları.ve sosyal medya hesaplarından arkadaşların yaptığı yorumları uzaktan okuyup kafada bir milyon tane acaba soruruyla beklemek kıyamet gibi bir şeydi.

Neyseki bitti ve atlattık.

Son olarak uçakta verilen hint baharatlı yemek.Tabiki yiyemedim.

Sri Lanka unutulmayacaksın.Mutlu insanlar dünyası siz de unutulmayacaksınız.Sri Lanka polisleri sizide unutmayacağım.benim yüzümden uçağı bekleten havayolu şirketi seni de unutmayacağım.

Bütün dünya bitince tekrar buluşmak dileğiyle.

Katar’da Yaşam ve Gezi Rehberi

http://yolundahersey.com/ukrayna-yolu/

[contact-form][contact-field label=”İsim” type=”name” required=”true” /][contact-field label=”E-posta” type=”email” required=”true” /][contact-field label=”İnternet sitesi” type=”url” /][contact-field label=”Mesaj” type=”textarea” /][/contact-form]

What do you think?

0 points
Upvote Downvote

Written by Murat

Comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

0

Comments

0 comments

Katar’da Yaşam ve Gezi Rehberi

MAKEDONYA – KOSOVA GEZİ REHBERİ