Ukrayna Gezi ve Yaşam Rehberi

Lviv den inanılmaz bir mezarlık, giriş bile ücretli ama değer çünkü içerisi sanat müzesi gibi her mezarın başında ilginç heykeller mevcut.

Henüz tüm dünyayı gezmedim ama dünyanın en güzel mezarlığı olabilir.Tabi içeridekiler için aynı şey geçerli olmayabilir

Diğerlerinden farklı bir mezar gördüm bu ne dedim

Amcanın biri de bana buranın mübarek bir insanı anlamında bir şeyler anlattı evliya filan demek istemiş olabilir.

Özetle Ukraynanın mutlaka görülmesi gereken yerlerinden birisi burası; LYCHAKİV CEMENTERY.

Bu heykel ise Amerikanın Özgürlük heykeli misali bir heykel.92 metre filan bi yüksekliği var en uç tepesine kadar çıkılıyor (200 grivna) altında da ilk 3 kat İkinci  Dünya Savaşı müzesi var ve içerisi mükemmel.Ukraynalıların gözünden savaşa bakmak ilginç.İngilizce tercüman şuan meşgul olduğu için alamadım o yüzden tam tadında yaşıyamadım.(meşgul olmasaydı da değişen bir şey olmayabilirdi çünkü ingilizce seviyem bitik ) zaten fotoğraflar ve kurşun izleri taşıyan kasklar tanklar tüfekler her şeyi anlatıyor.Müthiş bir müze kesin gidilmeli.

Müzeye gelene kadar onlarca kilise gördüm.Bir daha görmek istemiyorum.Hele bir tanesi vardı ki ıyyyyy içeride onlarca ceset hepsi mumyalı camekan içinde her gelen öpüyor,ağlıyor, mum yakıp bırakıyo dua edip gidiyo içerisi mağara kapkaranlık mum ışığında ilerliyoruz tabi bende mum yok;

gittim birinin dua için koyduğu mumu aldım

Hep elimi de yaktım gıcık oldum.

Mumyaların bazıları kefenin (artık bunların dininde her ne deniyorsa) kenarından eli çıkmış bazılarının kemikleri filan kabustu ya.

Bu heykel ve Ukraynanın Başkenti Kievde.Buraya geldiğimden beri günde ortalama 20 km yol yürüdüm.şehirde yürümek çok keyifli çünkü doğası da çok güzel.

Buarada gün boyu su içmedim.Dedim şu markete gireyim bi su alayım.

Bi şey aldım ama üzerinde su falan yazmıyo.En azından İngilizce yazmıyo.Tonik veya Çamaşır suyu olma ihtimalini göze alarak aldım bir litre.Dualarla içmeye başladım ki maden suyu çıktı neyseki 100 ml filan içip attım.Sonradan öğrendim ki mavi kapaklılar normal su yeşil kapaklılar maden suyuymuş veya tam tersi

he bide bugün x katedrale girerken güzel giyimli ve sima olarak da hoş bir bayan (ki bunların çoğunda bi güleçlik var) yaklaştı yanıma

-Çok özür dilerim

-Buyrun

-Benim karnım çok aç yiyecek bi şeylere ihtiyacım var

-Evet bende sizin gibiyim

-Yiyecek almam için biraz para verebilirmisin.

-Size yardımcı olmayı çok isterim fakat ben de sırt çantası ile yürüyerek gezen bir turistim şu zengin turistlerden de olmayı çok isterdim dedim

-Tamam ben rahatsız ettiğim için çok çok özür dilerim.yüreğimde özür diliyorum kusura bakmayın.

dedi.

Tabi Lviv’den Kiev’e geçmek o kadarda kolay değil ama benim için müthiş bir deneyimdi.Yataklı tren de 8 buçuk saatlik bir gece yolculuğu yapmak benim için bir ilk oldu ve hemde ilk defa bir first class bileti satın almış oldum:) Ukrayna halkı ile iç içe bir gece.

Bu yolculuk yaklaşık olarak 20 tl (2016 ekim)

İlk defa İngilizce bilmediğim için rahatsız olmadım çünkü bunlar da bilmiyo hemde hiç

Adam Ukraynaca konuşuyo anlamıyorum

İngilizce olarak anlamadığımı söylüyorumyine anlamıyor. bu sefer yine Ukraynaca ama biraz daha sesli söylüyor:) artık saldım bende Türkçe konuşuyorum ‘Dayı duymuyorum demiyorum sadece senin dilinden anlamıyorum’ o zaman güldü anladı galiba

Bu trende yolculuk keyıfli fakat sabah wc sırası beklemek ve onlarca kişinin kullandığını kullanmak pek cazibeli değildi.Kiev’e vardıktan sonra sabahın 6 sında 6 km yol yürüdüm ve (tabiki yolu uzatarak gittim) şehir merkezine ulaştım ve tek açık dükkan olan Mc Donalt amca imdadıma yetişti bir şeyler atıştırıp yürümeye devam.he bide sabahın bu saatinde yüzlerce insan yaşlısı genci koşuya çıkmış güzel.

Bu resimdeki de Kiev’de St.Michaels Golden Monastery 1700 lerde yapılmış.içeride fotoğraf falan yasak.zaten artık içeri bile girmek istemiyorum o tütsü kokusundan tiksinti geldi.

Girişteki panoda broşürler asılıydı Ukraynaca yazıyordu ama anladığım kadarıyla sıbyan dönemi kayıtları başlamış şu saatler arasındaymış çocuklarınızı yazdırın falan diyordu büyük ihtimal

Fotoğraflar falan vardı hocanın(rahip galiba) önünde duran çocuklar falan.

He bide burada bir tane camii gördüm araplar yapmış.Selçuklu mimarisini andırıyordu içeri girerken bir tane Ukraynalı bayan çocuğunu almaya gelmiş çıkıyorlardı sonradan farkettim ki içerde Kuranı Kerim öğrenen çocuklar vardı.o bayan  yanındaki çocuk ve cami ilginç bir kare idi.

Camiden çıkarken biri selam verdi

Aha dedim Türk

A.S. hocam neredensin dedim.

Baktı güldü

-Pardon birine benzettim  Hangi ülke dedim anlayacağı dil ile.

Ruyalıymış ve 2 senedir müslümanmış turist olarak gelmiş buraya geziyormuş dünyayı.İki tane dev sırt çantası vardı.

Bu da güzel bir kareydi.

Günlerden Pazar ve yine bir kiliseye girdim az bi izliyim napıyolar dedim.

Oturdum en başa hemen çıkarım diye.

Sonra şansa bak birden ayin başladı yanıma biri geldi az kayarmısın dedi.kaydım.Sonra onun da yanına biri geldi derken ben dışarı çıkamadım bütün ayinin bitmesini bekledim.

İçim bi tuhaf oldu kutsadılar beni.

Bu da Borçka Çorbası

yandaki yeşil olan sarımsaklı bi şey ona ekmek banıp çorba içiliyo bizim tarhana gibi değil tabiki . Bellllki bi şehriye çorbası

Yukarıda yazdığım magara kilise dediğim yere dünyanın dört bir tarafından slav ortadoks hristiyanları gelip hacı oluyolarmış.o kadar da önemli bir yermiş.(kapıyı duvarı çerçeveleri filan öpmelerinden anlamıştım zaten)

Bir anı daha

Lviv’e geri dönmek için kiev tren istasyonuna gittim 50 tane gişe var.,Yaklaşık 20 tanesiyle iletişime geçmeye çalıştım bilet almak için.

ama hiçbiri ingilizce bilmedikleri için yardımcı olamadı.ve sonunda bi tabela gördüm ‘information’ yazıyor.aha dedim süper.sonunda bilet alabilecem.(Burda tren garı çooook büyük binlerce insan aynı anda burada bulunuyor.)

hemen koştum

-Sorry (tık yok)

-Excuse me (yine tık yok)

-Hello ( yine yok sadece yüzüme bakıyor)

-English…( Aha bi şey dicek galiba yok yokdemedi kaşlarını kaldırıp başını sağa sola 3 kere çevirdi.Bari kendi dilinde konuş ya sesini duyalım)

İnformation yazan yerdeki görevli de bilmiyorsa olmayacak bu iş dedim derken google amca sağolsun yazdım türkçe o da çevirdi ukraynacaya ve nihayet gişe memuru verdi bi bilet.Acaba nereye bilet aldım gerçekten Lviv’ e gidecekmi korkusuyla bindim trene.İkinci sınıf Bilet aldım.birinci sınıf kalmamış.zaten 1 ve 2.sınıf varmış başka sınıf olmuyomuş. Bidaha bu trene binersem yine ikinci sınıf bilet alıcam çünkü bu 100 grivna (10 tl)

diğeri 200 . ama arada iki katlık bi kalite farkı yok.o yüz grivnalık farkın üstüne 40 grivna daha ekledim ve 1 kilo ayıklanmış birinci sınıf ceviz aldım

Trenin en kötü yanı herkes bi torba getirmiş yiyecek içecek falan var. ve hep domuz yiyolar o biçim kokuyor.ilk başlarda kokunun farkında değildim ama artık tahammül edilebilecek gibi değil.

Hey Kiev ı will miss you    ( yok yine anlamadı )

KİEV’DE OPERA

Opera bilgim cahillik seviyesinin bir tık daha altında idi ama şuanda cahillik seviyesinde diyebiliriz.

İlk defa bir opera izledim ve bunu Ukraynanın Başkentinde tarihi opera binasında yaptım. sanırım doğru tercih.çünkü gerçekten 2 saatin nasıl geçtiğini hiç anlamadım.hele ikinci perde mükemmeldi.(konusu bizim türk filmlerini andırıyordu.Kartal Tibet filan.)

Opera için binanın önüne gittim saatini ücretini falan hiçbir şey bilmiyorum ama güzel güzel giyimli beyefendiler ve hanımefendiler oluk oluk koşturmaca binaya doğru gidiyorlar ben de gittim herkes biletli.Gişe falan yok. Ordan bir görevli bayana dedim.

-Nasıl izleyebilirim dedim

-Biletsiz olmaz dedi

-Ayarlayamaz mısınız

-Tamam az bekle

-Sorun değil

-200 Grivnanı alırım ama (22 tl)

-Tamam olur anlaştık ama güzel bi yer olsun

Oturma düzenini gösterdi ve ekledi

-Bu binanın en güzel yeri burası (önden 3.sıra)

-Tamam olur.

-Parayı şimdi değil çıkışta alırım şurda beklicem.

-Tamam

İçerisi tıklım tıklımdı bütün katlar doluydu

İzledik tabi içimden 200 grivna çok mu acaba filan derken yanımdakine

sordum 400 e almışlar.(onlar fazla vermemiştir umarım )

tamam dedim içim rahatladı.Eğer o biletin fiyatı 400 ise tahminim bir memur maaşı olsa gerek burda.

bu da demek oluyorki Ukraynanın en en en elit insanlarıyla beraber izledik bu gösteriyi.

gösteriden sonra baktım kız dediği yerde bekliyor.verdim 200 grivna bide ‘çia kuyu’ dedim güldü.

‘kaç dil biliyosun’ dedi

‘sadece Türkçe ‘ dedim bide Ukraynaca ‘teşekkür ederim’ diyebiliyorum dedim.

Bidaha operaya denk gelirsem kaçırmam.

Ukraynaca falan konuşacaklar sanıyordum meğer operada hiç konuşma yokmuş.önde seyirciye arkasını dönen beyaz saçlı elinde ince çubuk olan yaşlı gözlüklü amca hepsinden çok yorulan o.

Şu sahnedekiler buz dağının görünen tarafı bunun iki misli de aşağıda var müzikal için o Amca yönetiyo o kadar insanı süper bir ortam.

Sabaha karşı esnafın dükkanlarını açması bekliyorum bir kilisenin önünde ve istisnasız herkes boynunu  büküyo ve kilisenin önünden geçerken o üçleme (teslis mi ne artık her neyse) işareti yapıyo çok büyük bir saygı var.Tamda bunu yazarken bizim dörtyol camiisnin altındaki kahvehane aklıma geldi.

Az önce mükemmel bir itfaiye binası gördüm Lviv’de

mimarisi müthişti.Bu şehir İtalyanın Floransa kentine çok benziyo.

Bina girişinde (Bizdeki işe giriş için kart basılan yeri düşünün)

bi heykel var ve her giren önünde dua edip mesaisine başlıyor.

Ukraynada gidemediğim iki yer var biri

Hürrem sultanın doğduğu yer ( 80 km uzakta) diğeri ise aşk tüneli dedikleri bir yer buraya da tek başımayım diye gitme gereği duymadım. bunlar dışında görülecek her yeri gördüm.buraya da yazmadığım çok yer var.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Next Post

Katar'da Yaşam ve Gezi Rehberi

Pts Ağu 7 , 2017
Bir adet lamacuna 24 türk lirası fiyat aldığımız yer evet burası KATAR. Bu kadar zenginlik nasıl olur hayret. Burada çalışan yerli halk sayısı çok az genellikle Pakistan Sudan Hindistan vb ülkelerden çalışmak için gelen insanlarla dolu. Yerel halk çok zengin, çalışan yerel halk ise ultra zengin. Şehirde adım başı inşaat […]

Bunları da Okuyabilirsin